İskitler - MÖ 700-MS 200

İskit Savaşçısı
İskit Savaşçısı
Steplerden gelen İskit atlı göçebeleri, Karadeniz'in kuzeyine göç ettiler ve Avrasya'ya yayıldılar. Orta Avrupa'ya ve İtalya'nın kuzeyine kadar sokulup bu bölgeleri savaşa sürüklediler ve yağmaladılar. İskitler, Perslerle de sayısız çatışmaya girdiler. Aynı zamanda da, hem Pers hem de Yunanların ordularına paralı asker olarak yazılmışlardı. Sakalar gibi, İskitlerle akraba olan kabileler, M.Ö. 1. yüzyılda Hindistan'da krallıklar kurdular. İskitler, sonradan Sarmatlarla ve 3. ve 4. yüzyıllardaki Toplu Göçler sırasında da, Gotlar ve Hunlarla kaynaştılar.

Medler ve Persler - MÖ 800-330

M.Ö. 8. yüzyılda, Medler, İran'ın kuzeybatısında, sonradan Asurluların egemenliğine girecek bir krallık kurdular. Medler, Babillilerle birlikte, bu Neo-Asur İmparatorluğu'nu yıktılar. Med krallığı genişlerken, Persler, bu krallığın vasallarından biriydi. II. Kuros'un hükümdarlığı sırasında ayaklanan Persler, M.Ö. 550'de Med krallığını fethettiler. Lidya (bkz. Bereketli Hilal'e Komşu Krallıklar) ve Babil'i (bkz. Babiller) fetheden II. Kuros büyük Pers İmparatorluğu'nu kurdu. Yunanlarla başlayan ilk çatışmala, Anadolu'nun batısında I.Daryus'un hükümdarlığı sırasında MÖ 500'den itibaren devam etti. I. Daryus, düzenli yollarla birbirine bağlayıp eyaletlere böldüğü imparatorluğunu iyi örgütlemişti. I. Serhas ve I. Artaksekses de, Yunanlarla savaşmayı sürdürdü. Savaştan yorgun düşen Persler, Büyük İskender tarafından yenilgiye uğratıldı. (bkz. Büyük İskender)

Fetih Politikası II. Kuros, M.Ö. 550'de egemenliği altına aldığı Medlere, Perslerle eşit haklar tanıdı. Persler, genellikle Pers kralının mutlak gücünü kabul etme sözü veren farklı kültürlere ve dinlere hoşgörülü davranırlardı.

İsrailoğulları - MÖ 1200-539

M.Ö. 1200 dolaylarında İsrailoğulları Filistin'e yerleşti. Tanrı Yehova'ya taptıkları tektanrı inançlarıyla komşularından farklıydılar. İsrailoğullarından gelen kabileler M.Ö. 1200 dolaylarında Kral Saul'ün (Saul Kuran'da Tâlût olarak geçer.) önderliğinde birleşti. Saul intihar edince, kazandığı zaferlerden ötürü Filistlere karşı başkomutan olarak Davud lider seçildi. Davud önceli Saul'ün aksine , İsrailoğulları kabilelerinin özerkliğine müdahale ederek çok merkezi bir siyasi ve dini krallık kurdu. Kurduğu otorite sayesinde komşu devletlere boyun eğdirdi. Davud güçlü bir merkezi yapı kurmasına olmasına rağmen, krallığın düşüşe geçtiğine dair ilk belirtiler, daha, oğlu süleyman'ın gösterişçi hükümdarlığında kendini göstermişti. Süleyman, başka kültürlere ve dinlere hoşgörülüydü, bu da, kendi halkı ve dini liderler arasında memnuniyetsizlik yarattı. M.Ö. 926'da krallık iki devlete bölündü. Süleyman'ın soyundan gelenler, başkent Kudüs'ün ve güneyde kalan Yuda'nın hakimiyetini alabildiler. Kuzeydeki İsrail Krallığı'nda farklı hanedanlar başa geldi. İki yönetimde, M.Ö. 9. yüzyılda Asurluların hakimiyetine boyun eğmek zorunda kaldı. İçeride ise Elias(İlyas), Yeşaya(İşaya) ve Yeremya gibi peygamberler, yabancı iktidarlara ve dinlere karşı durdular.

Suriye ve Filistin - MÖ 3000-332

fenikeliler deniz canavarı
Madeni para üzerinde deniz canavarı
M.Ö. yaklaşık 3000'lerde, Sami kabileleri, Amoriler ve Kenanlılar, Suriye ve Filistin bölgesinde yaşamaya başladılar. Mısır ve Hititlerin güçlü iktidar odakları arasında kalan bu kabilele, Biblos ve Ugarit gibi bağımsız kent devletlerini korumayı başardılar. M.Ö. 1200'lerde denizden gelen saldırılarla (bkz. Deniz Halkları) bu ticari liman kentleri yok edildi. Bu kentlerin yerine, 9. yüzyılda bugünkü Lübnan topraklarına yerleşen Fenikeliler ortaya çıktı.Fenikeliler, denizcilikteki hünerleri ve ticaret yetenekleri sayesinde, Akdeniz'den çıkıp tüm Avrupa'ya yayılan büyük ölçekli bir ticaret ağı kurdular. Denizyollarıyla ilgili bilgilerini sır gibi sakladılar ve böylece üstünlük kurdular. Aynı zamanda, rakiplerine korku salmak için deniz canavarlarıyla ilgili asılsız hikayeler yaydılar. Fenikeliler, güçlü Pers imparatorlarının yönetimindeyken bile özerkliklerini koruyabildiler. Fenike kenti Tir, M.Ö. 332'de Büyük İskender tarafından yok edildi. (bkz. Büyük İskender)




Bereketli Hilal'e Komşu Krallıklar

MÖ y. 1500-546
 
Hint-Avrupalı Hurriler, Bereketli Hilal'in kuzeyinde, yani Anadolu ile Mezopotamya'nın kuzeyi arasında kalan topraklarda MÖ 1500 dolaylarında Mitani Krallığı'nı kurdular. Sonra, MÖ 1335'te, bu krallık Hititler tarafından fethedildi. MÖ 1200 dolaylarında Hitit İmparatorluğu'nun çöküşünden sonra, Doğu Anadolu'da Urartu Krallığı kuruldu. bu krallık, MÖ 7. yüzyılda, Binici Halkların, yani Kimmerlerin Anadolu'yu istilası sırasında yıkıldı. Bu arada duruma hakim olan Frigler, İç Anadolu'da parlak bir krallık kurdular. Frigya Krallığı, başkent Gordion'un Kimmerler tarafından yıkılmasıyla son buldu. MÖ 8. yüzyılda,Friglerin yaşadığı topraklarda bu kez Lidya Krallığı doğdu. Son Lidya kralı Krezus'un tutsak edilmesi üzerine, MÖ 546'da, Batı Anadolu, Perslerin egemenliğine girdi.

urartu
Urartu Sanatı

Deniz Halkları

Deniz Kavimleri olarakta bilinen bu topluluk, MÖ. 13.yüzyılda yeni bir insan topluluğu olarak Akdeniz bölgesine doğru ilerledi. Denizden saldırarak komşu bölgeleri istila ettiler ve kıyı bölgelerini yağmaladılar. Ege ve Filistin’in zengin kentleri yıkılıp tahrip edilirken ticaret de yok olmuştu. Hitit imparatorluğu bile, bu deniz halklarına karşı duramadı. Bu kavmin kökenleri, bugün de halen tartışmalı bir konudur. İstilalarda Antik Yakın Doğu'nun bu dönem kayıtları yok olduğu için deniz halkları ve saldırılarıyla ilgili yeterli bilgi bulunmamaktadır. Bu döneme ait kayıtlar sadece Mısır kayıtlarıdır. Bir kısım bilgi de Hitit kayıtlarından ve arkeolojik çalışmalardan elde edilmiştir.

Bir diğer ilginç bilgi ise; bugün Filistin olarak bilinen bölgenin bu adla anılmasına neden olanlar da Denizci Halklar’dan olan “Antik Filistinliler”dir.

Hititler

MÖ 1570-650

Hititler
Bu yazımızda Anadolu uygarlıklarının en eskilerinden olan Hititleri anlatıyoruz. İyi okumalar...

MÖ 2. binyılda, bir Hint-Avrupalı boy Anadolu’da Hatti bölgesine yerleşip Hititler adını aldı. MÖ y. 1630’da I. Hattuşili, bölgedeki halkları kendi egemenliği altında birleştirdi. Hitiler, devletlerini, başkent Hattuşa’dan (Boğazköy) tüm Anadolu’ya yaydı. Suriye üzerinde egemenlik kurmak isterken Mısırlılarla çarpışmaya giriştiler. MÖ 1285’teki Kadeş Savaşı’ndan sonra yapılan MÖ 1259 barış antlaşmasıyla Suriye toprakları bölüşüldü. Bu tarihten sonra, Hitit imparatorluğu düşüşe geçti. Saray içerisindeki iktidar mücadeleleri, yetersiz hasat ve kıtlık, imparatorluğun sorunlarını daha da şiddetlendirdi. “Deniz Halkları”nın saldırılarıyla, imparatorluk, neredeyse bir gecede hızla çöktü. Başkent Hattuşa, MÖ y. 1200’de yıkılıp yok edilirken, Güneydoğu Anadolu’daki ve Suriye’nin kuzeyindeki küçük Hitit prenslikleri varlığını sürdürdü. Ama bu prenslikler de, sonradan, MÖ 7. yüzyılda Asurlular tarafından fethedildi.