Avrupa: MÖ 1200-500

kelt mezarları
Urnfiel Mezarları
Tunç devri, M.Ö. 1200 yılların da, Keltlerin ataları olan Urnfield kavimleri arasında olgunluk dönemine erişmişti. Keltler, M.Ö. 800-700 yıllarında eski Avrupa toplumunun egemen ve en ilerici gücü haline geldiler ve bu niteliklerini yüzyıllar boyunca sürdürdüler. Avrupa evriminin tarih-öncesi evresinde yer alan Urnfield kavimleri, Alp'lerin kuzeyinde yaşamaktaydılar. Türkçe'ye "Küllük" şeklinde çevrilebilecek olan Urnfield adı, bu kavimlere, Avrupa'ya getirdikleri yeni gömme törenleri nedeniyle, arkeologlar tarafından verilmiştir. Urnfield kavimleri, ölülerini toprak altına gömmek yerine, yakıyor yanık kemikleri vazolara koyuyor ve bunları "Urnfield" adı verilen büyük mezarliklara gömüyorlardı.

Yunan Uygarlığı: Yeni Siyasal Sistemler

Atinalı Solon
Yunan uygarlığını anlattığımız yazı dizimizin ilk bölümünü buradan okuyabilirsiniz.

Atinalı Solon (yaklaşık M.Ö. 840-558) sınıf mücadelesinin kökenindeki iktisadi sorunları çözmek ve devletin yasalarını güçsüzleri koruyacak biçimde değiştirmek için girişimlerde bulundu. 545 yılında Pesistratos (yaklaşık M.Ö. 600-527) iktidarı ele geçirdi; halkın haklarını genişletti ve soyluları yasaların denetimi altına soktu. Böylece, iki yüzyıl süreyle Atina'yı yönetecek olan demokratik sistemin temel ilkeleri saptanmış oldu. Öteki devletlerde de buna benzer gelişmeler oldu; tiranlar genellikle fazla dayanamıyordu. Bazı devletler örneğin kendine özgü bir anayasaya sahip olan Sparta ile kudretli bir oligarşi tarafından yönetilen Korinthos, tiranlık aşamasından geçmediler. Ne var ki, birçok devlette ‘azınlık’  ile ‘çoğunluk’ arasındaki mücadele hiçbir zaman tam olarak çözülmedi.

Yunan Uygarlığı: Atina'nın Yükselişi

M.Ö 1200 dolaylarında Yunan Uygarlığı büyük bir değişim geçirdi. Yunan yarımadasının kuzeyinden güneye doğru inen Dor kabileleri Peloponnesos'a yerleştiler. Daha önce bu bölgede yaşayan halklar, ya Dorlar'la kaynaştılar ya da dar bölgelerde sıkıştırıldılar. Özellikle İyonlar ve Aioleisler denize doğru itilerek ülkeyi terk etmek ve Küçük Asya'da yeni kentler kurmak zorunda bırakıldılar.

Kurumların Gelişmesi

İlyada ve Odyssesia
Bu kargaşalık döneminin aynı zamanda önemli toplumsal değişimlere de tanık olduğu sanılmaktadır. Ancak Dorlar'ın gelişimini izleyen 400 yıl hakkında ayrıntılı bilgi sahibi değiliz; başlıca bilgi kaynağımız Homeres'un İlyada ile Odyssesia adlı destanlarıdır. Bununla birlikte, daha sonraki Yunan uygarlığı için büyük önem taşıyan bazı gelişimleri belirlemek mümkündür. Araç ve silah yapımında demir kullanımı yayınlaşmıştı. Sesçil bir alfabe geliştirilmiş ve hemen hemen standart hale getirilmişti; tüm Yunan dünyasının Hellas adıyla anılmasında simgelenen ırksal ve kültürel özdeşlik duygusundan kaynaklanan bir ulus bilinci uyanmıştı. Gene aynı dönemde Homeros'un şiirlerinde yer alan tanrılardan oluşan bir panteon kurulmuş; dinsel törenler gelişmiş, Delphoi (Delfi) gibi bazı tapınma yerlerinin önemi kabul edilmiş ve kent-devleti, en önemli siyasal, ekonomik ve toplumsal birim olarak benimsenmişti.

Buddha ve Buddhacılık

buda heykeli
Buda Heykeli
MÖ VI. yüzyıldan sonra, Kuzey Hindistan'ın yarı göçebe kabileleri, oligarşiler yada krallık sülaleri tarafından yönetilen yerleşik tarım toplulukları haline geldiler, Böylece, bir toplumsal değişim ve yeni fikirler çağı açılmış oldu. Bu yeni fikirler arasında en önde gelenler ve Hinduizm'in gittikçe sertleşen kast sistemi ile tapınma biçimlerine karşı ortaya çıkanlar, daha sonra Doğu dinlerinin en büyüklerinden biri durumuna giren Buddhacılığın felsefi ve dinsel öğretisini oluşturdu.